Etkinlik

TÜMÜ

Şire Şenliği - 13 Ekim'19

ŞİRE

"Çocukluk günlerimin en renkli anılarındandır şire günleri. Antep’in sıcakları hükmünü yitirip, tatlı bir serinlik çevredeki bereketli bağları okşadığında başlayan o sevimli telaşı, o el birliği ile yaratılan lezzeti asla unutamam.
Şire herkesin katıldığı bir seferberlik durumudur, bir imece, birlikte yapılan bir üretimdir. Bu seferberliğin, bu imecenin ödülü ise sadece damağımızda değil, yüreğimizde de hissettiğimiz olağanüstü lezzettir."

Ahmet Ümit 

 

Yıl 1940, aylardan Ekim.

Çoktan uyanmıştı Mediha Hanım ile Cevdet Beyim.

Cevdet Bey dama çıktı, göğe baktı. Fitre bucağı açıktı. Gabala verdiği bağa gitmek için yola çıktı. 1 at, 3 eşek, 1 de naylon araba vardı. Dün gelmişti bir kısmı, girişmeye yeterdi.

Dökülgen üzümdü bugün ki telaşın kraliçesi, mahsulde iyiydi.

Evdeki telaş şenlik havasındaydı.

Mediha Hanım işleri dağıtmış, hayad cıncık gibi yıkanmıştı. Kızlar yetmezdi, çağrılmıştı eli iş tutan kardeş, komşu, kızan.

Kuş tağalarındaki kumrular şaşkın, evin kedisi Tekir memnun.

Kilimler serilmiş, sofra kurulmuş, öğlenin yemeği Alaca Çorba çoktan ocağa konmuştu.

Sal kiralanmış, mahsere kazanı, teştiler, süzekler, leğençeler sıraya dizilmişti. Evdekiler yetmezdi, yardıma gelen komşu satılını da getirmişti. Zira o satıl göz kirasıydı, boş gitmezdi. Ev sahibesinde giden satılsa yıkatılmadan istenirdi , “Yoksa şireye yağmur yağar” derdi Mediha Hanım.

Evin Beyi gelmişti.

Mahralarla gelen üzüm yıkanır, Cevdet Bey başlarında durup tahleri ayıklatır. Sala dökülen üzümlere aktoprak serilir.

Fartçıya yol verir Mediha Hanım.   

Şenliğin başrol yardımcısı mahsere kazanıdır. Taşlar üzerine oturtulur. Ortutları altına dizdirir Cevdet Bey.  

“Sakın odun atmayın isiyle pisiyle uğraşamam” der Mediha Hanım.

Çıkan üzüm suyu kazana doldurulur, şenlik ateşini yakar Cevdet Bey.

Kaynayan şirenin kefi alınır.

Komşu, kızan bir yandan pamuk ipliğe dizer badem, ceviz, fıstığı  birer ikişer. Aradan kaçıran çocuklar yer terliği.

Kaynaması biten şire dinlendirmeye alınır.

2. fasıl için nişeli teşti gelir. Mediha Hanım, Hafize ablayı çağırır ona görevi teslim eder.

Hafize Abla bir yandan karıştırır, bir yandan mutlu evliliği olan gençlerin isimlerini sayar.

“Uydu uydu Ahmet ile Ayşe uydu…”

Bastık kaynar, tarhana küreği gelir.

Hafize Abla’nın keyfi gelir ve 3 kere zılgıt çalar.

Artık bastık bezlere serilir.

Üçayağa dizilmiş sucuk dalları 3-4 kez batırılıp köynek giydirilir.

Sucuklar ağlamadan biterse Mediha Hanım üzerlik getirir, ateşe atar ve son zılgıtı çalar, şenlik dağılırdı.

Paylaşmaktı aslında güzel olan. İmece usulü yapılan işlerdi bu şehrin geleneklerini koruyan. Kışın hem damakları tatlandıran hem enerji veren bu tatlıyı yapmak için çekilen onca çile unutulur, o kışın uzun gecelerinde konuşulan hatıralar olarak kalır. Bu güzel gecelere eşlik eden fekke denilen yiyecekler arasında yerini alırdı şire çeşitleri…

Derya Coşkun - Mimar

 

Şenliğimize katılarak bize destek veren Şehitkamil Belediye Başkanı sayın Rıdvan Fadıloğlu'na , mekanı bizlere tahsis eden Şehitkamil Belediye Başkan Yardımcımız sayın Murat Özgüler'e , gerekli malzeme ve aletleri sağlayan sayın Şıh Mehmet Annaç ve  geçmiş dönem başkanımız sayın Ergun Yetkin'e , Şenlik Posterimiz ile aşağıdaki videoyu hazırlayan sayın Derya Coşkun'a , ve bizi yalnız bırakmayan yaklaşık 150 üye ve misafirimize sonsuz teşekkürlerimizle. 
 

Yorum yap



İlk yorum yapan sen ol!

Sponsorlar